VANDAL(9 Ekim 2014)
"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, yabancı sözcükleri kullanmayı çok seviyorlar. Sık sık kullandıkları; konjöktür, motivasyon, kaos, konsept, manipülasyon, provokasyon sözcüklerinden sonra, Vandal ve Vandalizm sözcükleri de ağızlarından düşmez oldu!..."
...devam

KURBAN(5 Ekim 2014)
"Kurban kesme, bir KURAN kuralı, bir Kuran hükmü değildir!"
...devam

KURNAZ BİR YOBAZ AKIL VERİYOR(16 Eylül 2014)
"Kurnaz yobaz Ahmet Hakan, CHP'ye akıl verirken asıl şunu demek istiyor: Sakın karışmayın; din ticareti, yobazlık saltanatı sürüp gitsin!"
...devam

TÜRBE ZİYARETİ(6 Eylül 2014)
Osmanlı padişahlarının İstanbul'daki türbelerini ziyaret edenlerle, ANITKABİR'i ziyaret edenlerin sayısı karşılaştırıldığında ortaya şu çarpıcı gerçek çıkmaktadır: Türk Milleti, Osmanlı padişahlarını sevmemiş, benimsememiş, sahiplenmemiş ve unutup gitmiştir...
...devam

MEVLİT(2 eYLÜL 2014)
Mevlit, Kuran'dan alınmış bir ayet ya da ayetler toplamı değildir. Mevlit'in içeriği, İslam'ın kutsal kitabı Kuran'a aykırıdır!
...devam

 
isim
e-mail

Ekle Çıkar

VURAL SAVAŞ YİNE YAZACAK! Bir kitaplığın raflarını dolduracak sayıda kitap yazdı: Militan Demokrasi, Militan Atatürkçülük, Satılmışların Ekonomisi, Atatürk’ün Kemiklerini Sızlatan Parti CHP, Türkiye Cumhuriyeti Çökerken, Emperyalizmin Uşakları, Dip Dalgası, Vatanın Bağrına Düşman Dayamış Hançerini, AKP ve CHP’nin Gerçek Yüzü, AKP Çoktan Kapatılmalıydı, Hukuk İle Aldatmak, Yüce Divan Dosyası, Hâşâ Huzurdan Demokrasi Geldi, Kim Bu Hainler? Türkiye’nin dört bir bucağında konferanslar verdi, neredeyse gitmediği il, ilçe kalmadı. Üniversitelerde öğrencilerimize bıkmadan, usanmadan gerçekleri anlatıp durdu. Yetmedi, başta Almanya ve İsveç olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde Atatürkçülere seslendi. Sayısını kendisinin de bilmediği televizyon programlarına konuk oldu. Aynı günde birkaç televizyon kanalında çıkıp, engin hukuk bilgisi ve deneyimiyle mertçe, cesurca konuştu. Bütün bu uğraşları yetmiyormuş gibi, Vural Savaş, Sözcü gazetesinde de haftada en az iki gün yazmaya başladı. Onun katılımıyla Sözcü’nün okuyucu sayısı da arttı, biliyorum, çünkü ben ve yakın arkadaşlarım da o yazmaya başladıktan sonra Sözcü okuru olduk. Ve sonra bir gün, 18 Şubat 2011 tarihli Sözcü gazetesindeki köşesinde Vural Savaş, yazı yazmaya veda ettiğini, kalemini kırdığını duyurdu! Yorulmuş ve geçici bir karamsarlığa düşmüştü. Bu veda yazısını okuyan emperyalizmin uşakları bir sevindi bir sevindi ki, tam ibretlik! Ama bu hainler bilmiyorlardı ki, devrimciler de zaman zaman bunalıp karamsarlığa düşer. Nitekim Büyük Devrimci Atatürk de, gezileri sırasında gördüğü yokluk, maddi ve manevi perişanlıktan ve her şeyin çözümünün kendisinden beklenilmesinden bunalmış, “Ben de bir insanım, kutsal bir gücüm yok ki!” demek zorunda kalmıştı. Yıllardır çok yoğun çalışan Militan Atatürkçü Vural Savaş, hem bedenen ve zihnen yorulmuş hem de geçici bir karamsarlık yaşamıştır. Nasıl Büyük Önder Atatürk içine düştüğü bunalımdan bir fincan kahve içimi süresinde çıkmışsa, Cumhuriyeti çökertmek isteyen hainlerin karabasanı Vural Savaş da çok kısa bir dinlenme sürecinden sonra görevine dönecektir! İnançla duyuruyorum: Emperyalizmin Uşaklarının sevinci kursaklarında kalacak, Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş çok yakında yeniden yazmaya, yeniden konuşmaya başlayacaktır! Yılmaz Dikbaş 20 Şubat 2011, Antalya

designed by mescomedia