VANDAL(9 Ekim 2014)
"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, yabancı sözcükleri kullanmayı çok seviyorlar. Sık sık kullandıkları; konjöktür, motivasyon, kaos, konsept, manipülasyon, provokasyon sözcüklerinden sonra, Vandal ve Vandalizm sözcükleri de ağızlarından düşmez oldu!..."
...devam

KURBAN(5 Ekim 2014)
"Kurban kesme, bir KURAN kuralı, bir Kuran hükmü değildir!"
...devam

KURNAZ BİR YOBAZ AKIL VERİYOR(16 Eylül 2014)
"Kurnaz yobaz Ahmet Hakan, CHP'ye akıl verirken asıl şunu demek istiyor: Sakın karışmayın; din ticareti, yobazlık saltanatı sürüp gitsin!"
...devam

TÜRBE ZİYARETİ(6 Eylül 2014)
Osmanlı padişahlarının İstanbul'daki türbelerini ziyaret edenlerle, ANITKABİR'i ziyaret edenlerin sayısı karşılaştırıldığında ortaya şu çarpıcı gerçek çıkmaktadır: Türk Milleti, Osmanlı padişahlarını sevmemiş, benimsememiş, sahiplenmemiş ve unutup gitmiştir...
...devam

MEVLİT(2 eYLÜL 2014)
Mevlit, Kuran'dan alınmış bir ayet ya da ayetler toplamı değildir. Mevlit'in içeriği, İslam'ın kutsal kitabı Kuran'a aykırıdır!
...devam

 
isim
e-mail

Ekle Çıkar

                                  Hürriyet Gazetesi Yazarı
                 YALÇIN BAYER’E AÇIK MEKTUP
 
Sayın Yalçın Bayer,
4 Kasım 2007 tarihli, “İşte AB ile mali ‘kazık’ bilanço” başlıklı yazınız baştan aşağı gerçek dışı bilgiler içermektedir. Tamamı yalan olan bu yazınızı okuyan halkımız, AB hibeleri konusunda aldatılıp yanıltılmıştır.
Şimdi burada, yazınızdaki gerçek dışı bilgileri tek tek ele alıp, doğru bilgileri çok kısa özetler halinde sunacağım.
 
İşte AB Hibeleri İle İlgili ‘Kuyruklu’ Yalanlar
·        Yazınızda şöyle diyorsunuz:                                                                                           “Türkiye, 1963’teki Ankara Anlaşması’ndan bugün geldiğimiz ‘7.Çerçeve’ programının açıklandığı 2006 yılının sonuna kadar geçen 43 yıl içinde Avrupa’ya taahhüdü olan 15,4 milyar Euro katılım payı ödemiş…”                                                                                                                 Bu yazdıklarınızın tamamı yalan!                                                                                                   Doğru bilgileri sıralıyorum:                                                                                                  - AB’nin ‘Çerçeve’ programları 1963’de değil, 1984 yılında başlamıştır. Türkiye, 2002 yılına kadar bu programlara katılmamıştır!                                                                                               - Türkiye ilk kez, ‘6. Çerçeve’ programına katılmıştır. 2002-2006 sürecinde uygulanan bu programın toplam bütçesi 17,5 milyar Avro’dur. Türkiye Devleti’nin katkı payı yaklaşık 250 milyon Avro olmuştur. Yapılan bilimsel araştırma projeleri karşılığı Türkiye, yaklaşık 30 milyon Avro almış, sonuçta yaklaşık 200 milyon Avro kaybı olmuştur.                                                                                                       - Türkiye, 12 Eylül 1963 Ankara Anlaşması’ndan günümüze kadar olan süreçte, sadece ‘6.Çerçeve’ programına 250 milyon Avro katkıda bulunmuştur. Türkiye’nin 15,4 milyar Avro katılım payı ödemiş olduğu iddiası, utanmadan uydurulmuş bir yalandır! IMF’den sadece bir milyar dolar borç alabilmek için iki büklüm olan Türkiye’nin, AB’ye boş yere 15,4 milyar Avro ödemiş olacağına, günümüzün ilköğretim çocukları bile inanmayacakken, çok satan bir gazetenin deneyimli bir yazarının innmış olması hayret vericidir!                                                                                                              - AB’nin bütçesine sadece üye ülkeler katkıda bulunurlar. Türkiye bir AB üyesi olmadığı için kendisinden AB bütçesine katkıda bulunması asla istenilmemiştir, istenilemez de! Bu nedenle, Türkiye’nin AB’ye taahhüd ettiği bir katılım katkısından asla söz edilemez!                                                                                                                         - Birincisi 1984 yılında uygulanan ‘Çerçeve Programları’nın bütçesi, AB bütçesinden ayrıdır. Çünkü ‘Çerçeve Programları’ yalnız AB üyelerine sunulan bir program değildir! Dünyada 100’den fazla ülkeden örgütler ve araştırmacılar AB’nin ‘Çerçeve Programları’na katılmaktadırlar. Bu nedenle, daha çok bilim adamlarının ve araştırmacıların katıldığı ‘Çerçeve Programları’nın bütçesi, katılımcıların koyduğu katkılardan oluşmaktadır. ‘7. Çerçeve Programı’na; AB ülkeleri dışında, Afrika, Asya, Latin Amerika, Pasifik, Doğu Avrupa, Batı Balkan, Orta Asya ülkeleri de katılmaktadırlar.
·                                                                                                                                                                                                                                                                                            Sayın YalçınBayer,                                                                                                   Yazınızda şöyle diyorsunuz:                                                                                                “Peki Türkiye bu süreçte ne yapmış?                                                                                                     43 yıl içerisinde Brüksel’e 2500’e yakın proje sunulmuş, ancak bunun %95’i geri çevrilmiş…Daha doğrusu projeler, sunuş formatından veya Avrupa normlarına uymamasından ve mantığının anlaşılmaması nedeniyle ‘usulden’ reddedilmiş…Geriye kalan yaklaşık %5 projenin karşılığı ise 2,2 milyar Euro hibe almışız…                                                                                                Yani ödediğimiz 15,4 milyar Euro ‘aidat’mızla karşılaştırırsak, AB’yi 13 milyar Euro fonlamışız’…”                                                                                      Sayın YalçınBayer,                                                                                                     Bugüne kadar AB hibeleri hakkında çok yalan yazıldı, ama siz bu yazdıklarınızla inanın bir rekor kırdınız!                                                                       Açıklıyorum:                                                                                                                   - Türkiye, AB’den hibe almak amacıyla proje sunmaya 1995 yılında başladı, 43 yıl önce değil!                                                                                                                          - AB Hibeleri ile AB’nin ‘Çerçeve Programları’ arasında hiçbir bağ bulunmamaktadır, ikisi apayrı konulardır! ‘Çerçeve Programları’na yalnız AB üyesi ülkeler değil, dünyanın her yanından örgütler ve araştırmacılar katılabilir. ‘Çerçeve Programları’nın bütçesi, katılımcıların katkılarından oluşur.                                                                                                     Oysa, AB’den alınan hibelerin tamamı AB bütçesinden çıkmaktadır ve içinde Türkiye’nin tek bir kuruşu dahi yoktur!                                                                                                                                                                                                       - Türkiye’de Sivil Toplum Örgütleri (Sendikalar, vakıflar, odalar, dernekler, birlikler, vb.), AB’den bugüne kadar yaklaşık 3 milyar Avro’ya yakın hibe aldılar. Bu örgütlerin adları Türkiye’de ilk kez “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi” adlı kitabımda yayınlandı.[1] Sivil Toplum Örgütleri, karşılıksız para olan hibeleri alırken, AB’ye projeler hazırladılar. Şimdi size bu projelerden birkaçının adını sayacağım, bakın bakalım bunlarda ‘format’, ‘mantık’, ‘norm’ var mı!                                                                                                                     * Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV)’in üç projesi: Bir Kucak Sevgi, Yaşama Geri Bakış, Beyoğlu’nda Mozik Döşeme. ÇEV, bu üç proje karşılığı AB’den 700.000 Avro hibe almıştır.                                                                                                              * Eruh Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (ESYDV)’nin projesi: ‘Ağaç Aşılama ve Budama Eğitim ve Uygulaması’. AB’den bu proje karşılığı 84.936, 75 Avro hibe alınmıştır.                                                                                                     * Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nın projesi: ‘Üzülme, Kendine Bak!’. AB’den bu proje karşılığı 50.000 Avro hibe alınmıştır.                                                                                                     * AB’den 71.263 Avro hibe alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin hazırladığı projenin adı: ‘Gelin Dostlar Bir Olalım!’.                                                                                                        * Uçan Süpürge Derneği, ‘Patikalardan Yollara’ adlı bir proje karşılığı AB’den 67.410 Avro hibe aldı.                                                                                                               * Ege Sanayiciler ve İşadamları Derneği, AB’den 179.957 Avro hibe alabilmek için şu projeyi hazırladı: ‘Anadolu Seması Altında Avrupa Ufukları’.                                                                                                                       Siz şimdi ne diyorsunuz Sayın Yalçın Bayer, bu projeler Avrupa normlarına, mantığına ve de formatına çok güzel uymuş değil mi?                                                                                                            İşte bu türden projeler karşılığı, Türkiye’de beş yüze yakın Sivil Toplum Örgütü AB’den toplam yaklaşık 3 milyar Avro hibe almıştır.  Bir kez daha tekrarlıyoruz: AB’den alınan bu hibelerin içinde Türkiye’nin tek bir kuruşu dahi yoktur!                                                                                                           - Türkiye’de, TÜBİTAK’ın denetiminde, 6. Çerçeve Programı kapsamında, bilim adamı ve arştırmacılar tarafından 2,982 proje üretilmiş, bunlardan 452’si desteklenmeye değer bulunmuştur. Türkiye Devleti, AB’nin 6. Çerçeve Programı’na yaklaşık 250 milyon Avro katkıda bulunmuş, kabul edilen projeler karşılığı bunun ancak 30 milyon Avro’sunu geri alabilmiş, yaklaşık 200 milyon Avro kayba uğramıştır.                                                                                                    - AB’ye yalnız üye ülkeler ‘aidat’ öderler. Henüz Ekim 2005’de ‘Aday Ülke’ olarak tanınan Türkiye’nin 43 yıldır AB’ye ‘aidat’ olarak 43 milyar Avro ödemiş olduğu iddiası, gülünç olmanın ötesinde, halkımızı kandırmak ve aldatmak üzere bilinçli olarak uydurulmuş katmerli bir yalandır!                                                                                                         - Sayın Yalçın Bayer, bu katmerli yalana inanarak yaptığınız hesap sonucu; 15,4 milyar Avro verdik, geriye sadece 2,2 milyar Avro aldık, öyleyse AB’yi 13 milyar Avro ‘fonlamışız’ sözlerinize ancak şöyle yanıt verebiliriz: Sayın Yalçın Bayer, Türkiye AB’yi tek bir kuruş dahi fonlamadı ama, birileri sizi fena halde ‘afyonlamış’!
·        Sayın YalçınBayer,                                                                                                   Gümrük Birliği’ne girmekle uğramış olduğumuz zararı da, AB’den hibe almanın haklı bir gerekçesi olarak öne sürüyor ve şöyle yazıyorsunuz:                                                                                           “AB ekonomisine Gümrük Birliği’nden yapmış olduğumuz ‘nemalandırma’ ise bunun dışında…Bu ‘katkı’ da yaklaşık 50 milyar Euro olarak hesaplanıyor.”                                                                                  SayınYalçın Bayer,                                                                                                                       Sizin yapmış olduğunuz bu değerlendirmeye, en hafifinden, ‘elmalarla armutları birbirine karıştırmak’ denilir! Eğer Türkiye’nin, Gümrük Birliği’ne girmiş olmasıyla çok büyük kayıplara uğramış olduğunu söylüyorsanız-ki ben de bu konuda sizinle aynı görüşteyim- tazminat için yanlış adrese başvuruyorsunuz! Muhatabınız AB değil, Türkiye’yi Gümrük Birliği’ne sokanlardır. Ben size, doğru adresi göstereyim:                                                                                                                          *Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girmesine yol açan anlaşmayı imzalayan CHP Genel Başkanı, dönemin Dışişleri Bakanı Deniz Baykal, övünerek şöyle diyordu:                                                                                                                              “Türkiye’nin Avrupa’daki yeri tescil edilmiştir. Bu milletin başarısıdır.”                                                                                  “Türkiye’de hiçbir siyasal kriz, bizim Gümrük Birliği’ne girişimizi engelleyemez!”[2]                                                                                                    Starsbourg’dan yurda döndüğünde, havaalanında büyük bir coşkuyla karşılanan Deniz Baykal’a CHP’liler şöyle haykırıyordu:                                                                                                                                         “Hoş geldin, Gümrük Birliği Fatihi”                                                                                                    Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de övgü düzenler kervanına katılıyor ve şunları söylüyordu:                                                                                                                                                            “Bu gelişme Türkiye ve Avrupa ilişkilerinde tarihi bir aşamadır. Zenginlik denizine daldık.”[3]                                                                                              Sayın Yalçın Bayer,                                                                                                            Gümrük Birliği’ne girmekle uğradığımızı söylediğiniz 50 milyar Avro’luk zararı, ya da sizin deyiminizle ‘nemalandırmayı’ , Gümrük Birliği Fatihi Deniz Baykal’dan ve Türkiye’yi Zenginlik Denizine daldıran Süleyman Demirel’den isteyiniz, AB’den değil! Halkımıza da yanlış adres göstermeyiniz!   
 
Yalancılar Kervanı
Sayın Yalçın Bayer,
AB hibeleri hakkında tamamı yalana dayalı yazı yazan ilk gazeteci ne yazık ki  siz değilsiniz! AB’nin hiçbir ahlak kuralı tanımayan propagandacıları, Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’in şu sözlerini özümsemişlerdir:                                                                                         “Eğer bir yalan, uzun bir süre yeterince tekrarlanırsa, sonunda o yalan gerçekmiş gibi algılanır”[4] 
İşte, yaygın medyada AB hibeleri hakkında yalan yazanlar:
·        Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer.                                                                                                   18.01.2006 tarihinde bana yolladığı mektubunda şöyle diyordu:                                                                                               “Bilindiği üzere, Türkiye AB fonlarına kaynak aktarmaktadır..”[5]                                                                               Kendisine, tamamı çok sağlam belgelere dayalı uzunca bir mektupla cevap yazdım. Bu yalanı söylemekten, yazmaktan vazgeçmesini rica ettim. Ancak, Gülseven G. Yaşer, aynı yalanı bilinçli olarak hem de halkımıza dönük verdiği demeçlerde sürdürdü. Bunun üzerine kendisine,                                                                                                     “Bir Utanmaz AB Yalancısına Açık Mektup” başlıklı bir mektubu internet ortamında gönderdim ve son kitabıma da koydum.[6]
·        Hürriyet Gazetesi Köşeyazarı Mehmet. Y. Yılmaz.                                                                                                    01.01.2007 tarihli köşeyazısında, “AB Fonu Dediğiniz Kendi Paramızdır!” diye yazdı. Ona da, tamamı sağlam belge ve kaynaklara dayalı uzunca bir mektup gönderdim. Yazdıklarının yalan olduğunu, köşesinde yaptığı yanlışı düzeltmesini yoksa kendisini Basın Konseyi’ne şikâyet edeceğimi bildirdim. Kendisinden hiçbir cevap gelmeyince Basın Konseyi’ne, sağlam belge ve kaynaklar sunarak, başvuruda bulundum. Basın Konseyi, Mehmet Y. Yılmaz’ın yazdığının yalan olmadığını söyleyemedi! Peki ne dedi? Mehmet Y. Yılmaz’ın yalanının ‘teknik bir ayrıntı’ olduğuna karar verdi.[7]
·        Cumhuriyet Gazetesi Köşeyazarı Bedri Baykam.                                                                                                 13.02.2007 tarihli yazısına “Atatürkçüler AB Fonlarını Kullanmalıdır!” başlığını attı ve ÇEV’in korumacılığını yaparak AB hibeleriyleilgili baştan aşağı yalan bir yazı yazdı. Ona da, sağlam belgeler ve kaynaklara dayalı bir mektup gönderdim, yanlışını düzeltmesini rica ettim. Umursamadı. Ancak , onun yalanının da ‘teknik ayrıntı’ olarak nitelendirileceğini öğrenmiş olduğum için, Basın Konseyi’ne şikâyete gerek görmedim![8]
·        Cumhuriyet Gazetesi yazarı Işıl Özgentürk.                                                                                              02.10.2007 tarihli, “Güzel şeyler de oluyor, sen de var mısın?” başlıklı yazısında AB hibeleriyle ilgili gerçek dışı bilgiler veriyor, okuyucularını da AB’den hibe almaya özendirerek şöyle diyordu:                                                                                                       “Gelin siz de bir yerlerden başlayın! Korkmayın AB yanlısı olmazsınız.”                                                                                            Kendisine hemen bir mektup yolladım, yazdıklarının gerçeklerle hiçbir ilgisi olmadığını bildirdim. Uzun bir süre geçip cevap gelmeyince, kendisine telefonla ulaştım. AB hibeleri hakkında anlattıklarımı duyunca, çok şaşırdığını, daha önce bu bilgileri hiçbiryerde duymadığını, okumadığını bildirdi. Tamamı sağlam belgeler ve kaynaklara dayanılarak yazılmış olan kitabımı, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi” yi okumasını önerdim. Acele kendisine gönderilmesini rica etti. Okuduktan sonra mutlaka köşesinde bir açıklama yapacağına söz verdi. Bu konuşmamızın yapıldığı gün,  AsyaŞafak Yayınları sahibi Sayın İsmet Arslan, kitabımı kargoyla Işıl Özgentürk’e ulaştırdı. Aradan altı hafta geçti, Işıl özgentürk’ten henüz bir ses çıkmadı!
·        Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Pamukoğlu.                                                                                               16.10.2007 tarihli, “AB Hibe Fonları Tehlikeli mi?” başlıklı yazısında, AB hibeleriyle ilgili gerçek dışı bilgiler veriyor, mantık dışı yaklaşımlarla AB hibelerinin alınmasını savunuyordu. Kendisiyle aynı gün telefonda konuştum. AB hibeleriyle ilgili bazı temel gerçekleri hemen ilettim, kaynak olarak kitabımı önerdim. Aynı gün kitabımı alacağını, okuyacağını ve benimle iletişim kuracağını bildirdi. Aradan bir aya yakın bir süre geçti, Mustafa Pamukoğlu’ndan ne bir ses ne de bir tek satır yazı geldi!
Sayın Yalçın Bayer,
Size son olarak şu soruyu soruyorum: Bu mektubumu okuduktan sonra, siz de yukarıda sözünü ettiğim yalancılar kervanına mı katılacaksınız, yoksa aşağıda adreslerini verdiğim kaynaklara başvurup gerçeklerin benim yazdığım gibi olduğunu öğrendikten sonra köşenizde bir açıklama yapacak mısınız?
 
Kaynaklar
Eğer ‘Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi’ adlı kitabımı okumaya vaktiniz olmazsa, AB hibeleri ve ‘Çerçeve Programları’ hakkında resmi bilgileri şu adreslerden hemen öğrenebilirsiniz:  
·        T.C. Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği.                                               www.abgs.gov.tr                                                                                                                                                                      Adres: Mustafa Kemal Mah. 6 Cad. No:4, 06800 Bilkent-Ankara                                                                                                Telefon: 0312-285 77 20                                                                                                                 Faks: 0312-286 04 08                                                                                        
·        Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu.                                                                  www.avrupa.info.tr                                                                                                 E-posta: delegation-turkey@ec.europe.eu                                                                         Adres: Uğur Mumcu Cad., No:8, Kat:4, Gaziosmanpaşa, 06700 Ankara                                                                                               Telefon: 0312-459 87 00                                                                                                          Faks: 0312-446 67 37
 
Sağlıklar diliyorum,
Yılmaz Dikbaş
Araştırmacı Yazar
12 Kasım 2007, Antalya


[1] Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, AsyaŞafak Yayınları, 756 sayfa, İstanbul, Mayıs 2007, 5. Baskı
[2] A.g.e. sayfa: 30
[3] A.g.e. sayfa: 30
[4] A.g.e. sayfa: 441
[5] A.g.e. sayfa: 345-346
[6] Yılmaz Dikbaş, “Gaflet Dalalet Hıyanet”, AsyaŞafak Yayınları, İstanbul, Kasım 2007, sayfa. 435-443
[7] A.g.e. sayfa: 455-457
[8] A.g.e. sayfa: 478-480

designed by mescomedia