VANDAL(9 Ekim 2014)
"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, yabancı sözcükleri kullanmayı çok seviyorlar. Sık sık kullandıkları; konjöktür, motivasyon, kaos, konsept, manipülasyon, provokasyon sözcüklerinden sonra, Vandal ve Vandalizm sözcükleri de ağızlarından düşmez oldu!..."
...devam

KURBAN(5 Ekim 2014)
"Kurban kesme, bir KURAN kuralı, bir Kuran hükmü değildir!"
...devam

KURNAZ BİR YOBAZ AKIL VERİYOR(16 Eylül 2014)
"Kurnaz yobaz Ahmet Hakan, CHP'ye akıl verirken asıl şunu demek istiyor: Sakın karışmayın; din ticareti, yobazlık saltanatı sürüp gitsin!"
...devam

TÜRBE ZİYARETİ(6 Eylül 2014)
Osmanlı padişahlarının İstanbul'daki türbelerini ziyaret edenlerle, ANITKABİR'i ziyaret edenlerin sayısı karşılaştırıldığında ortaya şu çarpıcı gerçek çıkmaktadır: Türk Milleti, Osmanlı padişahlarını sevmemiş, benimsememiş, sahiplenmemiş ve unutup gitmiştir...
...devam

MEVLİT(2 eYLÜL 2014)
Mevlit, Kuran'dan alınmış bir ayet ya da ayetler toplamı değildir. Mevlit'in içeriği, İslam'ın kutsal kitabı Kuran'a aykırıdır!
...devam

 
isim
e-mail

Ekle Çıkar

ABD BUNU HEP YAPIYOR!

22 Mayıs 2007 Salı akşamı terörist örgüt PKK, Ankara’da bomba patlattı, çoğu fakir en az altı vatandaşımızın canını aldı, onlarcasını da ağır yaraladı. Olaydan hemen sonra bomba atılan yere giden Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt;

“Terör örgütlerini kim besliyor, arkalarında kimler var, asıl buna bakmak gerek!”

diyerek can alıcı soruyu sordu.
Terör örgütü PKK’ya destek veren Barzani ve Talabani aşiretleri birer maşadır, arkalarındaki asıl güç ise ABD’dir. Bu gerçeği yalnız biz Türkler değil, tüm dünya biliyor.
Dünyada ABD’den daha çok terörist yetiştirmiş, eğitmiş, desteklemiş, sığınak vermiş başka bir devlet yoktur.
Sizler, uçak kaçırmanın dünyanın her yerinde çok ağır bir suç olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Peki, ABD yönetimi için de bu böyle midir? Özellikle 11 Eylül 2001’den sonra uçak kaçırma, tartışmasız en büyük suç sayılmalıdır, değil mi?
Siz öyle sanın!
Yıllardır Küba’dan Amerika’ya sayısız uçak kaçırma, gemi kaçırma olayları yaşanmıştır. Bıçağı gırtlağa bastırarak, tabancayı pilotun şakağına dayayarak, kimi zaman direneni öldürerek, çok sayıda terörist bindikleri uçağı ya da gemiyi Küba’dan Amerika’ya kaçırmayı başarmıştır.
Peki, bu teröristlere sonra ne olmuştur?
Birisi dışında, bu teröristlerin hiçbirisi Amerika’da mahkeme önüne bile çıkarılmamıştır!
Burada, hayretle, ‘Niçin?’ diye soracak olursanız, işte yanıtı:
Çünkü teröristlerin hepsi, Fidel Kastro karşıtıydı!
Yoruma hiç gerek yok, ABD yanlısı terörist, terörist sayılmıyordu!
Luis Posada Carriles adlı bir terörist, içinde 73 yolcusu bulunan bir Küba Havayolları uçağına bomba koyup tüm yolcuları öldürdü. Önce Venezüella’ya oradan da ABD’ye kaçtı. Peki, bu teröriste, dünyaya demokrasi götürdüğünü söyleyen ABD yargısı ne yaptı? 8 Mayıs 2007 tarihinde, teröristi serbest bıraktı!
Şu rastlantıya bakınız, terörist örgüt PKK’nın 22 Mayıs 2007 Salı akşamı Ankara’da Ulus’u kana boyadığı hemen hemen aynı saatlerde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Küba temsilcisi Rodolfo Benitez, ABD temsilcisine şu soruyu soruyordu:

“Uluslararası terörist Luis Posada Carriles’i niçin serbest bıraktınız?”

ABD temsilcisinin, davanın henüz kapanmamış olduğunu söyleyerek kaçamak bir yanıt vermesi üzerine, Küba temsilcisi suçlamalarını sıralıyordu:

“Bu terörist serbestçe ABD’ye nasıl girdi, en azından yasa dışı bir göçmen olarak tutuklanıp yargılanması gerekirken, bu teröristi bu kadar uzun süre kimler korudu?”

Küba temsilcisi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada, başta Miami olmak üzere ABD’nin diğer kentlerinde teröristlerin nasıl korunduğunu, onlara kimler tarafından nasıl ve ne kadar para verildiğini kanıtlarıyla açıkladı. Ve şu tüyler ürperten bilgiyi verdi: Son 45 yılda teröristler 3 bin 478 Kübalıyı öldürmüşler ve 2 bin 99 Kübalıyı da ağır yaralamışlardı. Bu terörist eylemlerin çok büyük bir çoğunluğu, ABD’de planlanmış, ABD tarafından parasal olarak desteklenmiş ve teröristler ABD tarafından korunmuştu.
Sömürgeci, yayılmacı ve işgalci ABD’ye uşaklık eden teröristlere, Amerikan yönetiminin terörist gözüyle bakmadığını gösteren birkaç örnek daha verelim.

  • 1990’larda Guatemala’nın faşist Savunma Bakanı Hector Gramajo Morales, bir Amerikan mahkemesi tarafından 47,5 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilir. Faşist Hector Gramajo, Guatemala’da bir aileden sekiz kişiyi öldürmüş, bir Amerikalı rahibeye de işkence yapmıştı. Yargıç, Gramajo için; “Eldeki kanıtlar, Garamajo’nun sivillere karşı hiçbir ayırım gözetmeksizin terör estirmiş olduğunu, kıyım ve işkenceler tasarlayıp uygulattığını göstermiştir”
    diyordu. Ancak böylesine ağır bir suçla suçlanan, sağlam kanıtlarla suçu kanıtlanan Hector Gramajo tutuklanmaz, yakayı tazminat ödeyerek kurtarır ve elini kolunu sallayarak ülkesine döner. Peki, ABD yönetimi katil ve işkenceci Hector Gramajo’yu neden serbest bırakır? Gramajo, ünlü Amerikan üniversitesi Harvard mezunudur, ABD hükümeti bursuyla okumuştur. Amerikan üniversitelerinde ABD bursuyla okuyup, emperyalist ABD’nin savunuculuğunu yapanlar, terörist de olsalar, kitlesel kıyım da yapsalar, masum insanları işkencelerden de geçirseler, ABD yönetiminin gözünde, değil terörist, adi suçlu bile sayılmıyorlardı! Bir aileden sekiz kişiyi öldüren, masum bir rahibeye işkence yapan Guatemala’nın terörist Savunma Bakanı Hector Gramajo, kendisini serbest bırakan Amerikan mahkemesinden elini kolunu sallayarak çıkarken gazetecilere, alay edercesine şunları söylüyordu:
    “Ben aslında bir suç işlemedim, rejim karşıtlarına çok insancıl bir yöntem uyguladım!”
  • El Salvador’un eski genelkurmay başkanlarından General Jose Garcia, 1990 yılından beri Florida’da yaşamaktadır. 1980’li yıllarda ordunun başındayken, binlerce sivil vatandaşın ölüm mangaları tarafından öldürülmesine göz yummuştu. Jose Garcia, Amerika’nın adamıydı, işlettiği cinayetlerin hesabı asla sorulmamış, emekli olduktan sonra Florida’da hayatın tadını çıkarmaya başlamıştı. Garcia’nın yerine gelen General Carlos Vides ise halkı korkudan titreten Ulusal Muhafızların başıydı. 1980’de üç rahibenin ırzına geçtikten sonra öldüren bir kanlı katilin kaçıp gitmesine göz yummuştu. Ülkenin aydınlarından Dr. Juan Romagoza işkenceden geçirilirken, en az iki kez işkenceyi şahsen izlemişti. İşkenceler sonucu, operatör doktor bir daha ellerini kullanamayacak biçimde kötürüm edilmişti. General Carlos Vides’e de hiç hesap soran çıkmadı, çünkü o da kendi ülkesinde ABD’nin çıkarlarının bekçiliğini yapmıştı. Emekli olma zamanı gelince de ABD hükümeti ona, Florida’da bir malikane vermişti.
  • Haiti’nin diktatörü General Prosper Avril, kanlı eylemlerini, yaptırdığı işkenceleri filme çektirip televizyonda yayınlatmaya pek meraklıydı. Bu faşist diktatör bir ihtilalle devrilince yardımına Amerikalılar yetişti, onu hemen özel uçakla Florida’ya kaçırdılar. Artık o da Florida’da, ABD’nin özel misafiriydi.
  • Haiti Ölüm Mangası lideri Emanuel Constant, uzun süre Haiti’de kanlı terör rüzgarları estirip durdu. Kurduğu çetenin, gözü dönmüş kanlı katilleri ellerinde satırlarla masum insanlara saldırıp parça parça etmiş ve yaptıkları tüm terörist eylemler yanlarına kâr kalmıştı. Haiti halkına kan kusturan faşist terörist Emanuel Constant da bugün ABD’nin dostu olarak New York’da yaşamaktadır.
  • 1973 yılında Şili’de halkın demokratik yöntemlerle seçip devlet başkanlığına getirdiği Salvador Allende, ABD hükümeti ve CIA’nın tasarlayıp uygulattığı askeri darbeyle öldürülmüştü. Darbeden hemen sonra binlerce sivil halkın işkenceden geçirilip öldürülmesinden sorumlu olan Şili Askeri Güçlerin komutanlarından olan Armando Fernandez Larios da, ABD hükümetinin değerli bir konuğu olarak bugün Miami’de lüks bir yaşam sürmektedir.
  • 1970’lerin Arjantin’inde, ‘Kirli Savaş’ın işkencecilerinden ve binlerce sivil vatandaşın ortadan kaybolmasından sorumlu olan terörist Amiral Jorge Enrica, bugün ABD’nin sağladığı güvenlik içinde Havai’de çok rahat bir yaşam sürdürmektedir.
  • Pol Pot’un vahşi cellatı terörist Thiounn da bugün refah içinde New York’da yaşamaktadır.
  • ABD’de ‘Anka Kuşu Operasyonu’ adı altında CIA’nın planlayıp uygulattığı terörist eylemlerde 50 bin kişi öldürülmüştü. Bu kanlı suikastlarda rol olan dört Vietnamlı terörist, bugün New York’ta rahat bir yaşam sürmektedir. ABD hükümeti bunlardan birine, büyük bir FastFood restaurantı ödül olarak vermiştir.

    Yukarıda vermiş olduğumuz örneklerdeki kişilerin ortak yanı, sadece birer terörist olmaları değildir. Bu teröristler ya doğrudan ABD adına çalışmışlar ya da ABD çıkarlarını koruma amacıyla kanlı ve iğrenç terörist eylemlerin içinde olmuşlardır.
    Sömürgeci, yayılmacı ve işgalci ABD’nin denetim ve hizmetinde olan Amerikan medyası ve bunların Türk medyasındaki işbirlikçileri, uzun süre Afganistan’daki El-Kaide eğitim kamplarından söz edip durdu. Oysa asıl terörist yetiştirme ve eğitim kampı Afganistan’da değil, Amerika’daydı. Dünya kamuoyundan gizlenmeye çalışılan gerçek şuydu:
    Dünyanın en büyük terörizm üniversitesi, ABD’nin Georgia eyaletinde, Fort Benning’dedir.
    Evet, yanlış okumadınız, bir terörizm üniversitesinden söz ediyoruz!
    İşte, ABD’nin terörizm üniversitesiyle ilgili bazı gerçekler:
  • Afganistan’daki El-Kaide kampları, Amerika’nın Fort Benning Terörizm Üniversitesi yanında, ana okulu gibi kalır!
  • Fort Benning Terörizm Üniversitesi’nde bugüne kadar 60 bin Güney Amerikalı (Şili, Arjantin, Kolombiya,vb) asker, polis, milis ve istihbarat ajanı eğitim görmüştür.
  • Guatemala’daki kanlı faşist rejimin liderleri Lucas Garcia, Rios Mont ve Mejia Victores’in hükümetlerinde bakanlık yapmış olanların yüzde 40’ı, Fort Benning Terörizm Üniversitesinde eğitim görmüş kişilerdi.
  • 1993’de, Birleşmiş Milletler Araştırma Komisyonu, El Salvador’daki iç savaş sırasında en kanlı kıyımları gerçekleştirmiş teröristlerin listesini açıklamıştı. Bu listedeki isimlerin üçte ikisi, ABD’nin Fort Benning Terörizm Üniversitesinde öğrenim ve eğitim görmüş kişilerdi.
  • 1973’de Şili’nin seçilmiş lideri Allende’yi deviren faşist Pinochet’in gizli polis örgütü ve üç büyük toplama kampı, Fort Benning Terörizm Üniversitesi mezunları tarafından yönetilmiştir.

    Şunu hemen bildirelim k, Latin Amerika ülkelerindeki terörizmi, işlenen cinayetleri, toplu kıyımları ve işkenceleri ABD’nin Fort Benning Terörizm Üniversitesi’ne bağlayan kanıtlar, 11 Eylül 2001 tarihinde New York İkiz Kuleleri’ne yapılan saldırıyı El-Kaide’ye bağlayan kanıtlardan çok daha güçlüdür.

    ABD terörizminin kanlı izleri uzayıp gitmektedir.
    ABD, günümüzde yalnız Türkiye’nin değil, tüm dünyanın başına bela olmuş bir terörist devlettir.
    İşte bu nedenledir ki, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın , terör örgütü PKK’nın arkasındaki asıl güç olarak ABD’yi işaret etmesi, tam doğru bir tanımdır.
    Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Savunma ve Havacılık Dergisi’nde yer alan ‘Terör Kıskacındaki Dünya’ başlıklı yazısında PKK terörünün Avrupa’dan da destek aldığını, başta Avrupa Parlamentosu olmak üzere bazı ülke parlamentolarında yapılan konferanslarla terör örgütüne cesaret verildiğini vurgulamaktaydı.
    Avrupa Birliği (AB) projesinin Türkiye’yi ve Türk ulusunu bölüp parçalamak, Ulus Devletimizi yok ederek Ulusal Egemenliğimizi elimizden almak hedeflerini içerdiğini, çok sağlam belgelere dayanarak ‘Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi’ adlı kitabımda ayrıntılarıyla anlatmıştım. Kitabımı okuyanlar için, PKK terörünün AB tarafından desteklendiğini duymak, yeni bir haber değildir. ‘Hem AB’ci hem de Ulusalcı olunamaz!’, ‘Hem AB yanlısı olup hem de Türkiye’nin ve Türk Ulusunun bölünmez bütünlüğü savunulamaz!’ diye sürekli haykırmamız boşuna değildir!
    PKK terörü başta olmak üzere gerçek tehlikenin nerelerden nasıl kaynaklandığının çok iyi bilincinde olan milyonlarca insanımız; Ankara’da, İstanbul’da, Manisa’da, Çanakkale’de, İzmir’de ve Samsun’da, ‘Ne ABD Ne AB, Tam Bağımsız Türkiye’ diye haykırarak gerçek kurtuluş yolunu göstermiş olmadı mı?

    Yılmaz Dikbaş
    23 Mayıs 2007, Antalya


    [1] Yılmaz Dikbaş, “Amerika’nın Irak Yalanları”, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul, Eylül 2002, sayfa: 156
    [2] A.g.e. sayfa: 158-162[1] A.g.e. sayfa: 158-162 
    [3] A.g.e. sayfa: 161
    [4]
    www.haberler.com/orgeneral-buyukanit-yazdigi-makale         
    [5] Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, AsyaŞafak Yayınları, İstanbul, Nisan 2007,  5. Baskı

designed by mescomedia